Mimarlık, ev ofis dekorasyonu ve mobilya


Aydınlanma Çağında Mimari

 1720-1800

Mısırlıların zamanından yaklaşık 1750 tarihine kadar olan dönemde, herhangi bir zaman ve bölgedeki Batı mimarisi görece tek biçimliydi -her bir görece homojen kültür için tek bir ifade tarzı. Bu homojenlik, Rönesans sırasında, yeni hümanist mimari nin İtalya dışına yayılması ve bir süre için bölgesel ve ulusal mimari geleneklerle kaynaşmasıyla değişmeye başlamıştı. Ancak onsekizinci yüzyıl boyunca *bir mimari seçenekler çokluğu * görünmeye başladı.
Bu çokluk yüzyılın ortasında inşa halinde olan -birisi yanıltmaya yönelik ifade tarzını, diğeri olgusal bakış açısını benimsemiş- iki önemli kilise arasındaki karşıtlıkta açıkça görülür. Yapımına 1742*de başlanan, 1770*lerin başında süslemesi hala devam ediyor olan Vierzehnheiligen, ustuko oymaları ve scagliola resimleriyle Barok ve Rokoko üsluplarının göz yanıltıcılığının en başarılı ürünlerini barındırıyordu. Bu sırada Vierzehnheligen*in ustuko işinin henüz yarısının bitirildiği 1742 yılında yapımına başlanan Sainte-Genevieve Kilisesi*nde farklı bir mimari görüş cisimlendiriliyordu. Sainte-Genevieve*de de Klasik öğeler kullanılmıştır, ancak artık bunlar ne dekoratif amaçlıdır ne de mermer gibi görünmeleri için boyanmıştır; sütunlar önemli bir strüktürle işleve sahiptir, tonozlar asılı alçı sıvadan kabuklar değil katı taştandır. Vierzehnheiligen bir hayaldır; Sainte-Genevieve ise *gerçek*.
Açık formlara ve orantılı ilişkilere dönüş özleminin erken bir göstergesi, 1715*de Palladio*nun Mimarlık Üzerine Dört Kitap adlı incelemesinin ilk İngilizce çevirisinin yayımlanmasıyla İngiltere*de Palladion mimarinin yeniden canlanışıydı. Palldion ideallerin ateşli savunucuları arasında Richard Boyle, yani Lormd Burlington (1694-1753) ve mimarı William Kent (1685-1748) bulunuyordu. Burlingtion 1725*de, Palladio*nun Villa Capra*sından esinlendiği açık olmakla birlikte, içinde başka öğeler de barındıran aile konutu Chiswick Evi *nin bir kanadı olan Chiswick Villa *yı tasarladı. Kent ve Robert Adam, Palladio*nun tasarımlarına özgü orantılı geometri anlayışını kullanarak erken onsekizinci yüzyılda birkaç kır evi tasarladı. Burlington*a göre bu yalınlaştırılmış *baroksuz* mimari Whig oligarşisinin denge ideallerini cisimlendiriyordu.
Onsekizinci yüzyıl ortasından itibaren Fransız Rokoko sanatı ve mimarisinin oyunbazlıkları ve göz boyamaları, kral XV. Louis ve XVI. Louis*in ancien regime denilen egemenlik dönemlerinin yapaylığının ve yozluğunun belirtileri olarak değerlendirilmeye başlandı. Denis Diderot (1713-1784) gibi toplumsal eleştirmenler bu tür abartılı imgeleri François Boucher*in yıllık resim sergilerindeki baştan çıkarıcı çıplak modellere benzetiyorlar ve zaafları kullanmak yerine insanı bilgilendirmeyi ve yüceltmeyi savunuyorlardı. Sanat eleştirisi konusunda bir kitap yazmaya niyetlenen Diderot (bu konudaki ilk yapıtlardan biri olacaktı) kitabı için tuttuğu notlarda, sanatların dönemin toplumsal değerlerini yansıtması konusunda derin kaygılar taşıdığının açıkça belirtir. Bu n otlar arasında şu türden yorumlara rastlanır:
Her heykel ya da resim yapıtı şu büyük ilkenin bir ifadesi olmalı: Seyirciye ders verme.
Bir Kapüsen (keşiş, yani erdem taslayıcı) değilim, ama itiraf etmeliyim ki, resim ve heykel sanatının, daha nezih ve ahlaklı bir yapıya kavuşarak erdemi ve arınmayı esinleme konusunda diğer sanatlarla yarıştığı bir dönem uğruna çekici çıplakları seyretme hazzını memnuniyetle feda edebilirim. Sanırım yeterince meme ve kalça gördüm. Bu ayartıcı imgeler duyuları rahatsız ederek ruhu duygularının ortaya çıkmasını engelliyor.
Diderot yapının strüktürünü gizleyen Rokoko düzenbazlığına ve Rokoko iç mekanlarda görülen açık duyumsal gösteri konusunda da rahatlıkla aynı gözlemi yapabilirdi.
Diderot philosophe*lerin, yani toplumda köklü bir değişimi savunan Fransız ahlak ve toplum felsefecilerinin önde gelenlerinden biriydi; yeni toplumsal fikirlerin de öne sürüldüğü Encyclopedie*yi yayımladı. Felsefecilerin yanı sıra gelişen orta sınıfın ileri görüşlü üyelerinin oluşturduğu filozoflar Avrupa*ya yayıldılar; insanlığın doğal durumuna ulaşmak, kasıtlı ve ussal tasarım yoluyla yeni bir toplumsal düzen ve bununla birlikte daha saf, işlevsel ve strüktürel anlatımı daha fazla önemseyen yeni bir mimari yaratmak için ancien regime*in kültürünün yozlaştırıcı etkilerinin temizlenmesinin zorunlu olduğuna inanıyorlardı. Doğaüstü din fikrini ve insanın yazgısının önceden belirlendiği kutsal bir planın varlığı düşüncesini reddediyorlardı. Bunun yerine aydınlanmış insan aklının gücüne ve potansiyellerine inanıyorlardı.
Bu aydınlar bilginin ancak doğal dünyanın dikkatli bir şekilde incelenmesiyle elde edilebileceğine inanıyorlardı. İnsan anlayışı daima eksik olacağı için insanlar mutlak hakikatte asla emin olmazlardı. Bu görüş -İster Katolik ister Protestan isterse Musevili ya da İslam olsun- dinsel dogma için olanaksız gibi görünen bir hoşgörü anlayışının gelişmesini sağladı. Bu  aydınlar İyonyalı Yunan bilimcilerinin eleştirisel nesnelliğine disiplinli gözlem anlayışını ve modern deney yoluyla kanıtlama
fikrini eklediler. İnsanını kesin diyebileceği tek bilgi bilimsel gözlem ve ölçümle tanıtlayabileceği bilgiydi. Bu anlayış modern bilim anlayışını ve matematiksel evren modelinin ortaya çıkmasını sağladı. 1687*de yayınlanan çalışmasında Sir Isaac Newton göksel hareketleri açıklarken evreni dev bir saate benzetti; kusursuz yapılmış ve yaradılışından beri ussal matematiksel ilkelere göre hatasız çalışan bir saat. Newton*un modelinden esinlenen bilimciler tüm gözlemlenebilir dünyanın ussal süreçlerin bir ifadesi olduğunu göstermek içi diğer görüngüleri açıklama çabasına girdiler bu aydınlanma çağında mimarinin temel taşlarıydı.



Aydınlanma Çağı Mimarisi
Ussal Mimarinin Bulunuşu
Sainte-Genevieve
Konuşan Mimarlık
Kent Tasarımı
İngiliz Bahçeleri
Seçmecilik-Seçmenin Mimarisi
Devrim ve Mimarlık
Ussallığın Mimarisi
 
Copyright 2010 | www.dekorasyonu.com
Mimarlık, ev ofis dekorasyonu ve mobilya bilgileri
Privacy Policy | Terms Of Use | Disclaimer